Son dakika haberi bulunmamaktadır.   Kayseri Gündem    Kayseri Reklam    Yazarlar  
Kayseri haber,kayseri haberleri,kayseri spor,kayse sevgiliye hediye
Anasayfa | Haber Ara | Resimler | Kayseri Haritası | Seri ilanlar | Video izle | Anketler | Sitene Ekle | RSS Kaynağı Doğum Günü Hediyesi Sevgiliye Hediye Paylaş

HABER ARA


Gelişmiş Arama

EN ÇOK OKUNANLAR

CHP'nin değişimle imtiha

Okunma  Yazar : mehmet alperen
Yorumlar  Yorum Sayısı : 0
Okunma  Okunma : 259
Tarih  Tarih : 24 Mayıs 2010, 17:32

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

CHP'nin değişimle imtihanı
40 yıllık siyasetçi Deniz Baykal birkaç hafta içinde CHP Genel Başkanlığı'ndan ve siyasetten silindi. Bir kaset komplosuyla siyasî birikimleri yok edilen Deniz Bey'in koltuğunda bugün yeni bir lider oturuyor: Kemal Kılıçdaroğlu. Çok hızlı bir şekilde gelişen hadiselerden çok önemli dersler çıkarmak gerekiyor.

1. BAYKAL'I TÜKENİŞE SÜRÜKLEYEN SÜREÇ

Kurultaya iki hafta kala, Baykal ile ilgili görüntüler az sayıda insanın takip ettiği internet sitelerinde yayınlanmıştı. Bazı medya grupları o görüntüleri yaymasaydı, ne Baykal devrilirdi ne de Kılıçdaroğlu CHP'nin başına geçerdi. Görüntüleri dalga dalga yayanlar, Deniz Bey'in istifasını da istediler ve Baykal istifa etmek zorunda kaldı. İstifa etti etmesine de geri dönmek için kapıyı da hep aralık tuttu. Bu arada başına gelenlerin faturasını hükümete keserek partisinin tabanını arkasına almayı planladı. İlk günler başarı da elde etti. Ağlaşanlar, 'geri dön' çağrısı yapanlar, 'haneye tecavüz' ve 'özel hayata müdahale' gibi prensiplerle iktidara çatanlar ilk günlerde bir taban cephe oluşturmuştu. Baykal'ın evinin önüne çadır kuranlar ve o işi destekleyenler, bir ara işin tadını o kadar kaçırdı ki toplumdaki saygı, tepkiye dönüştü. Hikmet Sami Türk'le başlayan, Recep Tayyip Erdoğan'la devam eden çıkışta, "Seni o odaya zorla mı soktular?" şeklindeki sözler, kamuoyunda da etkisini gösterdi. Bu noktadan sonra bir partinin genel başkanı olarak kalmak çok zordu. Çünkü bahsi geçen "komplo kaset" CHP'li bir bayan milletvekiliyle de ilgiliydi; üstelik o vekil, Baykal'ın 19 yıllık sekreteriydi...

2. KURULTAYI MEDYA YÖNLENDİRDİ

'Baykal'sız CHP' operasyonunda ok yaydan çıkmıştı artık. En ölümcül darbeyi CHP Genel Sekreteri Önder Sav yaptı ve delegelerdeki hâkimiyetini kullanarak Kılıçdaroğlu'nu destekledi. Sav'ın, Baykal'dan huzursuz olduğu daha kaset işleri çıkmadan söyleniyordu. Çünkü Baykal, genel sekreterlik makamını bir kişinin hâkimiyetinden çıkarıp yerine 'genel başkan yardımcılıkları' ihdas edecekti ve partiyi gençleştirecekti.

Partideki ayrışma ufukta görünür görünmez bazı medya grupları sahaya indi ve CHP'de belirleyici rol üstlendi. Sahaya indi diyorum; zira Kemal Bey'e destek, bizzat sürece müdahale safhasına kadar ulaştı. Hatta bazı gazetelerin kurultayda Kılıçdaroğlu'nu aşk u şevkle alkışladığı iddia edildi. Twitter'daki rivayetlere göre bazı köşe yazarları gözyaşı bile dökmüş. Ne gariptir ki, ona buna 'yandaş medya' diyerek etrafı kırıp geçirenlerin önemli bir kısmı, değil partiler arasından bir partiye destek vermek, parti içi tercihlere tarafgir bir edayla etki ediyor. Asıl yandaşlık, partizanlık, gazetecilik sınırlarını aşmak bu değil de nedir? Daha önce yaşanan ve medya tarafından organize edilen 'parti içi' operasyonlar (Mesut Yılmaz, Tansu Çiller, Mehmet Ali Bayar, İsmail Cem, Kemal Derviş olayları gibi) demek ki yeterince ders olmamış...

3. KILIÇDAROĞLU NE YAPAR, NE YAPAMAZ?

Kemal Kılıçdaroğlu'nun CHP Genel Başkanlığı yeni bir sayfa açabilir. Tek bir şartla: Siyasete yeni bir yaklaşım ve üslup getireceksin. Sadece bu noktayı doğru anlamak için Kemal Bey'in kurultay konuşmasını dinledim. Keşke Türk soluna yeni bir soluk getirse, müzmin muhalefet mantığından CHP'yi uzaklaştırsa, yapıcı muhalefet nasıl yapılır, bunu herkese gösterse, kavgacı üslup yerine somut önerilerle yeni bir çözüm haritası sunsa, diye düşündüm. Temennilerim bunlardı. Çünkü bu ülkenin iyi bir anamuhalefet partisine ihtiyacı var. Demokrasi dediğimiz de bu zaten. İcraat denetimi yapma gibi aslî görevini bırakarak son yıllarda inançlar üzerinden siyasî kamplaşmalar yapan CHP, dar bir alana sıkıştı; oradan çıkması gerekiyor. Kılıçdaroğlu, işte bu noktada fazla umut vermedi. Baykal'ın 'Ergenekon avukatlığı' söylemi, kurultayda da devam etti. Yargı aşamasındaki bu davada Ergenekon'un yanında saf tutmak, CHP'yi küçültür, bitirir. Kemal Bey ve ekibinin bu gerçeği görmemesi üzücü...

4. CHP'NİN SADECE LİDERİ 'YENİ' OLURSA

Kılıçdaroğlu, kurultay konuşmasında yeni bir şey söyledi mi, yeni bir yaklaşım ortaya koydu mu? Keşke "evet!" diyebilseydim. Baykal için sıkça söylenen, 'hırçın politikacı' lafını Kemal Bey de sanki benimsemiş ve 'sakin güç' rolünü bir kenara bırakmış. Başbakan'a sık sık "Recep Bey" demesi siyasete çıtası yüksek bir seviye getirmez. Zaten bu ülkede pek çok insan siyaseti, kahvehane ağzıyla yapıyor. Meseleyi kişiselleştirme, siyasî seviyesizliktir. CHP lideri 'hırçın' damgasından kurtulacağına bir ara 'vatana ihanet' suçlaması bile yaptı.

Öte yandan, "Hiç kimseyi ötekileştirme lüksümüz yok." derken güzel bir cümle kurdu Kemal Bey. Ancak bunun içini doldurmak gerekiyor. Anayasa değişikliğine karşı çıkışında yeni bir söylem geliştirememiş mesela. 'Yandaş medya', 'yandaş yargı' gibi laflar gerçekliği olmayan ideolojik korkuların körüklediği söylemler. Büyük ve kalıcı liderler, bu tür ucuz bahanelerin arkasına sığınmaz; sığınmamalı.

5. MEDYANIN GAZINA GELMEK, HAZİN BİR SON OLUR

Klasik medyanın söylediklerine bakılacak olursa CHP kurultayı yeni bir iktidarı ve başbakan adayını işaretliyor. Öyle bir hava estiriliyor. Sanırsınız kurultay salonu Türkiye'nin kalbi. Tabii ki bu, medyatik bir yanılgı. Kamuoyu sanıldığından daha zeki, daha basiretli, daha ferasetlidir. Herkes soracak: CHP'de yeni olan ne? Konu sadece, "Baykal gitti, Kılıçdaroğlu geldi" denklemine bırakılıyorsa bunun tükeniş süreci yakındır. Çünkü CHP'nin topluma yaklaşım biçiminde problemler bulunmakta. Halkla barışık değil CHP. Halkın inancıyla da, hayat tarzıyla da çatışıyor sürekli. Dünyadan kopuk, kapalı rejim özentisi kokan bir yapıyı temsil ediyor bu parti. O yüzden büyüyemiyor. Yüzde 20 bandında sıkışması halkla çatışması nedeniyledir. CHP yeni lideriyle ülkenin temel meselelerine aklıselimle yaklaşmaz, sırtını bürokratik hegemonyaya dayayarak vatandaşı dövmeye devam ederse partide hiçbir şey değişmemiş demektir...

Bizdeki kadim medya (halktan kopuk olduğu için) balonlar uçurmayı sever. Kendi temennilerini halkın eğilimleri sanır. Sonra da muhatabına bunu öyle ambalajlar ki sanırsınız her şey tıkır tıkır işliyor. Umarım CHP ve yeni lideri, bazılarının pohpohlanmasına şüpheyle bakıyordur. Çünkü iktidarı medya belirlemiyor, belirlemeyecek de; hele siyasî sabıkası kabarık olanlar asla! Medyanın yapmacık alkışlarına güvenerek siyaset yapılmaz. Bakın o alkışlar birkaç hafta içinde nasıl yön değiştirdi?

Gazetecilerden yakın tarihe ayna tutan eserler

27 Mayıs'ın yıldönümü yaklaşırken...
27 Mayıs 1960'taki askerî darbenin izleri hâlâ güncelliğini koruyor. Şimdilerde 50. yıldönümü yaklaşan bu tarihî vakanın analizi açısından iki gazetecinin kitabından bahsetmeyi önemli görüyorum. Deneyimli gazeteci Nazlı Ilıcak'ın ilk kez 1975 yılında yayımlanan ve 27 Mayıs'a dair en kapsamlı röportaj kitabı olan "27 Mayıs Yargılanıyor" eseri, 50. yıl nedeniyle tekrar basıldı. Kitapta hem 27 Mayıs'ı tasarlayan ve uygulayan isimlerle hem de mağdur olmuş siyasetçi ve bürokratlarla mülakatlar var. 1960'ta yaşanan o ilk darbeden bu yana, ülkede 'her on yılda bir' denecek kadar periyodik bir askerî müdahale geleneği oluştu. Son yıllarda yaşadığımız süreç, yalnızca güncel darbe teşebbüsleriyle değil geçmiştekilerle hesaplaşma adına da önem arz ediyor. Ilıcak'ın kitabı bir de bu gözle okunmalı...

Bir diğer 27 Mayıs kitabı da, Zaman Gazetesi muhabiri Erdal Şen'e ait. "Bir Yiğit Vardı" isimli eserinde Şen, 27 Mayıs'ın en büyük ayıbını yaşayan merhum Adnan Menderes'in hayatını anlatıyor. Daha önce "Yassıada'nın Kara Kutusu" kitabıyla, Yassıada'daki yargılamaları belgeleriyle okuyucuya aktaran Erdal Şen, şimdi Adnan Menderes'in hayatını bir bütün olarak inceliyor. Aydın'da doğup büyüyen Adnan Menderes'in çocukluğundan ve ilk gençliğinden siyasete atılış macerasına ve onu idama götüren sürece bakıldığında, Menderes'i daha iyi tanıma imkânı sunuyor.

JİTEM'le ilgili önemli bir nokta
Türkiye'de JİTEM'le ilgili çok kitap yazıldı. Daha da yazılacak. Varlığı hep saklanan, reddedilen bu 'yasa dışı' yapılanma, karanlıkta kalmış pek çok faili meçhulün adresi olarak gösteriliyor. Bugüne kadar genelde büyük resmi göstermeye çalışan kitaplar çıkmıştı. Zaman Gazetesi muhabiri Melik Duvaklı'nın "JİTEM'in Kürt Tetikçileri" kitabı, meseleye bambaşka bir gözle bakıyor. Pek tartışılmayan 'PKK itirafçısı' kavramının etrafında, JİTEM'deki Kürt tetikçilerinin izini sürüyor. Bu isimlerin kimlikleri hakkında doğru düzgün bilgiye sahip değildik. Güneydoğu'da terörle mücadele yöntemleri arasında en büyük soru işaretlerinden birisi de bu isimlerin PKK'yla irtibatını devam ettirip ettirmedikleriydi. Melik Duvaklı'nın kitabında, benzer soruların ve karanlık bağlantıların ipuçları mevcut.

Bir biyografi, bir belgesel
İpek Çalışlar, erken Cumhuriyet dönemindeki kadınlara eğilen araştırmalarıyla tanıdığımız bir isim. Daha önce Atatürk'ün eşi Latife Hanım'a dair biyografisiyle yeni şeyler söylemişti. Şimdi de, yakın geçmişimizin önemli kadın yazarlarından "Halide Edib"i işliyor. Bugüne dek siyasette ve fikrî planda görebildiğimiz Halide Edib'in kişisel özellikleri ve genç Cumhuriyet'e dair hayalleri de etraflıca anlatılmış. Pek de uzakta olmayan geçmişin bu önemli figürü hakkında daha detaylı bilgi sahibi olmak da dönemin şartlarını anlamak adına önemli.

Cumhuriyet'in kuruluşundan bugüne gelirken kültür ve sanat dünyamız adına bir belgesel yapacaklar, Selim İleri'nin "Bu Yalan Tango" eserine mutlaka göz atmalı. İki romancının söyleşisi üzerinden anlatılan yakın tarihimiz, fikir dünyamızın ileri gelenlerine dair önemli saptamalarla dolu. Bir romanı aşan, yer yer otobiyografik öğelerle bezenmiş bir kitap. Gazetemizin okurları zaten Selim İleri'nin dile gösterdiği özeni, üslubundaki tadı iyi biliyorlar. Aynı zamanda onun kalıplaşmış fikirlere getirdiği önemli eleştiriler, herkesi iç muhasebeye çağıran yaklaşımı ve irfan hayatımızdaki şahsî gözlemleri, kitabı önemli bir arşiv belgesi haline de getiriyor...

EKREM DUMANLI ZAMAN
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Tavsiye Et | Yorum Yaz Yorum Yaz

Bu Yazarın Önceki Yazıları

Son Haberler

Net-Ölüm10 Nisan 2011

GALERİ

ANKET

Bugün Seçim Olsa Oyunuzu Kime Verirsiniz ?






Tüm Anketler


RSS Kaynağı | Yazar Girişi

istanbul gazeteler doğum günü hediyeleri kayseri haber Estetik ankara nakliyat Yılbaşı hediyeleri

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi


Arama sonucunda bulunan kayıtları görmek için lütfen TIKLAYIN